BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ’NİN (UNFCCC) 31’İNCİ TARAFLAR KONFERANSI (COP31), 2026 YILINDA TÜRKİYE’NİN EV SAHİPLİĞİNDE DÜZENLENECEK. KONFERANSA EV SAHİPLİĞİ YAPMAK İÇİN AVUSTRALYA İLE YARIŞAN TÜRKİYE, AVUSTRALYA’NIN ADAYLIK BAŞVURUSUNU GERİ ÇEKMESİYLE COP31’İN EV SAHİBİ OLDU. KONFERANSIN LİDERLER ZİRVESİ İSTANBUL’DA, ANA KONFERANS ETKİNLİKLERİ İSE ANTALYA’DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK.


Kasım ayı içerisinde Brezilya’nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30 Konferansında alınan kararla, Türkiye COP31’in hem dönem başkanı hem de ev sahibi ülke olarak belirlendi. Karar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar’a göre Türkiye’nin yürüttüğü yoğun müzakerelerin ardından geldi. Hatırlanacağı üzere Türkiye, 2022 yılında Mısır’ın Şarm El-Şeyh şehrinde düzenlenen COP27’de adaylığını açıklamıştı ve adaylık sürecinde Avustralya ile rekabet ediyordu. Daha önce iki aday ülke arasındaki müzakerelerin çıkmaza girdiği ifade edilmişti ancak Avustralya’nın Pasifik Adaları’ndaki kırılgan ülkeleri temsil etme ısrarı, görüşmeleri zorlaştırsa da iki ülke arasında uzlaşı sağlandı. Avustralya ile varılan anlaşmanın ardından Türkiye, COP31’in ev sahibi olurken, Liderler Zirvesinin İstanbul’da, ana konferans etkinliklerinin ise Antalya’da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bununla birlikte Avustralya, COP31 öncesi hazırlık toplantılarından birini (Pre-COP) Pasifik’te düzenleyecek ve COP31 Müzakere Başkanlığını yürütecek. Bu uzlaşı, BM’nin İklim Merkezi’nin bulunduğu Almanya’nın Bonn kentinde nötr bir ev sahipliği ihtimalini de ortadan kaldırıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Yüzlerce ikili görüşme, onlarca ülkeye yapılan iklim eksenli ziyaret ve günler süren diplomatik müzakereyle COP31 Başkanı ve ev sahibi Türkiye oldu. Bugünden itibaren geleceğimiz için en anlamlı maratonumuzu başlatıyoruz.” sözlerini kullanırken, Türkiye’nin “hiçbir ülkenin geride bırakılmayacağı, adil ve kapsayıcı bir diplomasi” anlayışıyla “kuzey-güney köprüsü” olacağının altını çizdi.

ZİRVENİN DETAYLARI

Planlara göre, COP31’in Liderler Zirvesi İstanbul’da, ana konferans etkinlikleri ise Antalya’da gerçekleştirilecek. Antalya’nın uluslararası ulaşım ve konaklama altyapısı, daha önce 2015 G20 Zirvesine ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tercih edildi. Diğer yandan Türkiye, güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı (NDC) ile fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerji hedeflerini COP30’da paylaşırken, COP31, Paris Anlaşması’nın 1,5 santigrat derece hedefini güçlendirme, uyum finansmanı ve emisyon azaltımı gibi kritik konuları masaya yatıracak. COP31’in tam tarihi ve detaylı programının ise önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor.

COP NEDİR?

COP özetle 1994’te kabul edilen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) en üst karar alma organıdır. 197 ülkenin taraf olduğu sözleşmenin imzacıları kabaca üç grupta toplanıyor. EK-1 diye bilinen ilk grupta 40 ülke ve Avrupa Birliği yer alıyor. Bu ilk gruptaki ülkeler sanayileşmiş ve piyasa ekonomisine geçiş ülkeleri olarak iki grupla sınıflandırılıyor. EK-2’de ise 23 ülke ve Avrupa Birliği yer alıyor. Bu grup ise iklim değişikliğiyle mücadelede maddi kaynak gereken ülkelere destekte bulunacak sanayileşmiş ülkelerden oluşuyor. Aslında Türkiye de resmi olarak bu grupta yer alıyordu ama 2001’de EK-2 listesinden çıkarılarak EK-1 geçiş ekonomisi sınıfına dâhil olmayı talep etti. Üçüncü grup ise “Ek dışı ülkeler” olarak biliniyor. Bunlar arasında emisyonlarını azaltmaya, iş birliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını korumaya teşvik edilen ama belirli bir yükümlülük altına alınmayan 100’den fazla ülke bulunuyor. 1995’te Almanya’nın başkenti Berlin’de başlayan konferanslar çeşitli kazanımlara da imza attı. Ancak değerlendirmelerin çoğuna göre bu toplantılarda tarafların karar verme kabiliyeti ve hızı beklenenden daha az oldu. 1988’de kurulan BM organı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ise iklim kriziyle ilgili bilimsel verileri devamlı güncelleyerek yayımladığı raporlarla Taraflar Konferansı’nda alınan kararlara rehberlik eden tek kurum oldu. Ancak son konferanslarda tarafların tutumuna ve BM’nin karar alma mekanizmalarına dair eleştirel sesler daha çok duyulmaya başladı. 2018’de Polonya’nın Katoviçe kentinde düzenlenen COP24, eleştirel seslerin yükseldiği o konferanslardan biriydi. O zamandan beri COP zirveleri çözümsüz kalmak ve petrol lobicilerine yer vermekle eleştiriliyor ve zirveler genellikle iklim eylemlerinin gölgesinde gerçekleşiyor. Özetle, 2026’da düzenlenecek COP31’de Türkiye’yi ciddi bir sorumluluk bekliyor. Tüm gözlerin çevrildiği zirvede fosil yakıtlardan çıkış, iklim finansmanı ve adil geçiş mekanizması tartışmaları bir kez daha gündeme gelecekken, bu noktada müzakere başkanlığının Avustralya’da olması, Türkiye için yük ve risk paylaşımı anlamına geliyor. Ancak Konferans, bir yandan Türkiye’yi iklim diplomasisinin vitrini haline getirirken diğer yandan sorumluluğu ortaklaşa taşıdığı yenilikçi modelle kriz çözen, kapsayıcı ve pragmatik aktör olarak da öne çıkarıyor.