Merhaba değerli Moment Expo okurları,

Zorlu geçen 2025 yılında Türkiye’nin Makinecileri, önemli bir başarı sergileyerek yılı kayıpsız kapatmayı büyük ölçüde garantiledi. Makine ihracatı ocak-kasım döneminde yüzde 0,8 artışla, serbest bölgeler dâhil 26 milyar dolara yükselirken, kilogram başına ortalama ihracat fiyatları da 8,1 dolarlık tarihi seviyesini korudu. Yıllıklandırılmış hesaplamalara göre serbest bölgeler dâhil makine ihracatı 28,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, ekim ayı itibarıyla makine ithalatı da 45,2 milyar dolar olarak kayda geçti.
2026’ya ilişkin ilk beklentiler olumlu olsa da küresel sanayi üretimi üzerindeki çok yönlü baskılar devam ediyor. Özellikle Avrupa sanayisinde tartışılmaya başlanan “Korumacılık mı, rekabetçilik mi?” tartışmaları ise son dönemde, AB içinde “Made in EU” etiketiyle bazı sektörlerde ekipmanların Avrupa’da üretilme oranını yüzde 70’e kadar çıkaracak “Sanayi Hızlandırma Yasası” etrafında şekilleniyor. Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu da bu çerçevedeki görüşlerini, “Çok taraflı ticaret sistemi açısından riskler taşıyan bu tasarının gündeme gelmesinin arkasındaki motivasyon, rekabetçiliği koruma gereksinimidir... Avrupa otomotiv tedarik sanayisini temsil eden CLEPA’nın son anketi, Avrupalı tedarikçilerin yüzde 70’inin Çin menşeli ithalatla doğrudan rekabet hâlinde olduğunu ve kârlılıklarının yatırımı sürdürebilmek için gerekli asgari eşiğin altına gerilemesinden endişe ettiğini ortaya koyuyor. Aynı tartışma, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının nihai ürünlere genişletilmesine yönelik değerlendirmelerde de mevcut; karbon kaçağını önleme amacıyla tasarlanan düzenlemeler, maliyet kanalı üzerinden sanayi üzerinde ilave baskı yaratıyor. Rekabetçiliğin bir ayağı korumacılıksa bir ayağının da maliyet kontrolü olduğunun bilinciyle, AB’nin stratejik bir partner ve Gümrük Birliği’nin bir ortağı olarak Türkiye’yi de ‘Made in EU’ tanımına dâhil etmesi gerekiyor.” sözleriyle aktarıyor.
Moment Expo’nun bu sayısında “Kapak” sayfalarımızda incelediğimiz; Allianz Trade’in bu ay güncellediği “Ekonomik Görünüm 2026-2027: Sınırları Zorlamak” başlıklı çalışması da küresel GSYİH büyümesinin şimdilik güçlü seyrini koruduğunu vurgularken, küresel risklerin devam ettiği bilgisine yer veriyor. Allianz Trade uzmanlarına göre, aşağı yönlü kurumsal, jeopolitik ve finansal risklere ilişkin tetikte olmak bu dönemde büyük önem arz ediyor. Bunların başında da merkez bankalarının bağımsızlığı, korumacılık ve seçim sonuçları gibi olumsuz politika değişiklikleri olasılığını artıran kurumsal riskler geliyor. İkincisi ise volatiliteye neden olmaya devam edebilecek olan jeopolitik riskler ve ulusal güvenlik öncelikleri… Son olarak, 2026 yılı boyunca artmaya devam edecek olan finansal riskler, yani yapay zekâ hisse senedi piyasalarında bir düzeltme olasılığı, dolarizasyonun azalmasına yönelik baskıların yeniden ortaya çıkması, özel kredi piyasalarında türbülans ve kamu borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler ılımlı bir geç finansal döngünün sınırlarını zorlayabilir.
Moment Expo’nun bu sayısında ayrıca, AB-MERCOSUR arasındaki STA’nın Türkiye’ye etkilerine yönelik önemli bir içeriğimiz daha bulunuyor. MAİB Almanya Danışmanı Ahmet Yılmaz, detaylıca incelediği bu STA’nın Türkiye ve makine sektörü özelinde aleyhimize bir pazar açılımı yaratarak rekabet dengesini yapısal biçimde bozacağı uyarısını yineliyor ve “MERCOSUR ile biz de, bir an önce STA imzalamak zorundayız.” diyor. 


Sağlıklı günler ve keyifli okumalar diliyorum,